Geçen yıl birinci sınıftım. Yani 6 yaşındaydı ruhum. Yıl boyu deprem sonrasının travmatik etkilerini henüz atamamış minik dimağlar döndü etrafımda. Meslek hayatımda ilk defa öğretim yılına bu denli tedirgin şekilde başladım. Zira üst üste yaşadığımız olağanüstü süreçler halihazırda sosyal dünyanın yükü altında ezilen bir neslin okul macerasına başlamak nasip olmuştu. Çocuklarımın birçoğunda okula karşı bir belirsiz beklenti, korkuyla karışık bir çekingenlik ve en önemlisi de beklenti dolu yürekler beni karşıladı. Bir kısmında ise (maalesef) günümüz toplumunun ergen doğan çocuklarının ruh halleri baskındı. Tüm bu karmaşanın içinde tek hedefimiz vardı: “Okullu olabilmek.”
Hedefimiz aslında dışarıdan bakıldığında ulaşılabilir bir hedefti aslında. Resmi olarak okul kaydı yapılan çocuklar okullu oluyordu. Fakat işin aslı bu mu dersek koca bir HAYIR gelir karşımıza. İşte bu yazı bu hayırın içeriği ve detayını anlatmak için yazıldı.
Okullu olmak, sadece okula gelmek ya da bir sınıfa kaydolmak demek değildir. Okullu olmak bütün benliğimizle kendimizi okula ait hissetmektir. Bu aidiyet sadece çocukta değil, bütün ailesinde yer etmelidir. Çünkü benlik kavramı ailede gelişir ve şekillenir. Doğru-yanlış, haram-helal, iyi-kötü gibi temel ahlaki değerler de aile tarafından şekillendirileceğinden çocuğun gelecekte olacağı kişi de aile tarafından şekillendirilir. Bu durum ailenin bütün üyeleri için geçerlidir. Kişiyi tanımlayan şey, onun diğer insanlarca tanımlanmasını sağlayan şey, sahip olduğu benliktir. Benlik kavramı aslında çok kolay bir şekilde bencillik kavramına evrilebilir. Bu nedenle de kökenleri aynı olan bu iki durumun birbirine mümkün olduğunca küs kalması gerekir. Aksi halde bencillik duygusu, benlik haline gelecektir ve nihayetinde çocuk dünyanın kendi etrafında dönmesini bekleyecektir, daha özet bir ifade ile doyumsuz ve mutsuz olacaktır.
Aile ve öğretmen olarak bize düşen yegane şey; çocuklarımızın örnek alacakları, doğru ve yerinde davranışlar göstermek olacaktır. Öncelikle kendi benliğimizi düzeltip sonrasında çocuklarımızın benliklerini şekillendirmeliyiz. Videoda yavrumuz bize küçük bir örnek sunuyor.
Sürç‑ü lisan ettikse affola.
