Yıl 2009…

Çok zor zaman­lar geçir­di­ğim bir dönem­di. Bir kış günü sınıf­ta soba­mı­zı yak­ma­ya çalı­şı­yor­duk. Çocuk­lar her zaman oldu­ğu gibi yar­dım­se­ver­lik­le­ri­nin nir­va­na­sı­nı gös­ter­mek için sürek­li bir şey­ler söy­le­yip yap­ma­ya çalı­şı­yor­lar­dı. Sını­fı­ma son­ra­dan katı­lan, aile­vi sorun­la­rı olan, dede­si ile bir­lik­te yaşa­yan bir kızım dik­ka­ti­mi çek­ti. Bütün çocuk­lar bir şey­ler söy­le­yip fikir üre­tir­ken o bir kena­ra çekil­miş dışa­rı­yı izli­yor­du. Ders zili çal­dı­ğın­da her­kes yeri­ne otu­rup sını­fa ses­siz­lik hâkim olun­ca onun yeri­ne otur­ma­dı­ğı­nı, dışa­rı­yı izle­me­ye devam etti­ği­ni fark ettim. Yanı­na gidip çok yük­sek olma­yan sesim­ler “Yeri­ne otu­rur musun?” dedim. Önce kafa­sı­nı yere eğdi, duya­ma­ya­ca­ğım kadar kısık bir ses­le bir şey­ler söy­le­di. Son­ra başı­nı kal­dır­dı ve gün­ler­ce etki­sin­den çıka­ma­dı­ğım söz­le­ri­ni söy­le­di:

 

  • Öğret­me­nim, insan­lar neden bir­bi­ri­ni üzmek için çalı­şı­yor? Demin­den beri kuş­la­ra bakı­yo­rum, bir­bi­ri­ne zarar ver­me­den oynu­yor­lar. Biz neden yapa­mı­yo­ruz?

 

Hazır cevap bir insan ola­rak ilk defa dilim tutul­du. Bir süre sade­ce göz­le­ri­nin içi­ne bak­tım ve son­ra tebes­süm ettim. Başı­nı okşa­ya­rak “Şim­di bir kar­tal gel­se ve o kuş­lar­dan biri­ni kapıp götür­se ne olur?” diye sor­dum.

 

Ses­siz­lik…

 

Yav­ru­mu elin­den tutup sıra­sı­na götür­düm ve o otur­duk­tan son­ra bütün sını­fa konuş­ma­ya baş­la­dım.

 

“Çocuk­lar, çev­re­miz­de kötü şey­ler olu­yor, hepi­miz görü­yo­ruz ama aynı zaman­da çev­re­miz­de çok güzel şey­ler de olu­yor. Nasıl ki hay­van­lar ve bit­ki­ler hayat­la­rı­nı devam etti­re­bil­mek için ken­di yete­nek­le­ri­ne göre bir şey­ler yapı­yor­sa biz­ler de öyle yapı­yo­ruz. Bunu yapar­ken de bazen iste­ye­rek bazen de iste­me­ye­rek etra­fı­mı­za zarar vere­bi­li­yo­ruz. Bu bizi kötü biri yap­maz ama yap­tı­ğı­mız yan­lış­lar­da ısrar­cı olur­sak o zaman kötü biri ola­bi­li­riz.”

 

            Konuş­ma­mız bu min­val üze­re devam etti. Ders sonu­na kadar yapı­lan iyi­lik­ler ve kötü­lük­ler orta­ya dökül­dü. Konu­şul­du, bazen gülün­dü bazen hüzün­le­nil­di ama bil­di­ğim bir şey var­sa o da çocuk­la­rı­mın hep­si­nin iyi bir şey­den bah­se­der­ken O yav­ru­ma baka­rak konuş­tu­ğuy­du. San­ki ona “Sen üzül­me, bak bir sürü iyi olay da olu­yor.” deme­ye çalı­şı­yor­lar­dı.

 

O gün hayat bil­gi­si der­si­ni hep bera­ber aldık…